Bu yazıyı yazma fikrini aklıma getiren şey sanırım birçok ilde aile hekimliği kurslarına başvuruda bulunan uzman doktorların varlığı oldu.Ülkemizde maalesef sağlık politikalarındaki baş döndürücü değişim hızı,çok değil birkaç yıl sonrasını görmekte zorlanmamıza neden olmakta.Tam gün yasa taslağı,aile hekimliği uygulaması,sevk zorunluluğu fikri,üniversite hastanelerindeki sağlık personeline yapılacak ek ödemeler, öğretim üyeleri için rotasyon uygulanması fikri,yabancı doktor konusu,büyük illerde uygulanması düşünülen özel sektör istihdam kota uygulamaları ve bunun sağlık bakanlığı tarafından kontrolü,devlet hastanelerinin yerel yönetimlere devredilmesi fikri,performansa dayalı ek ödeme konusu,değişeceği bilinen tıpta uzmanlık tüzüğü ve uzmanlık süreleri,tedavi edici uzmanlık alanlarında klinik uygulamalarda kesişen noktaların yasal bir platformda çerçevelenmesi gibi ilk etapta akla gelen ve henüz hiçbirisi netliğe kavuşmamış bu konular bu belirsizliğin somut göstergelerini oluşturmakta.Bir örnek vermek gerekirse uzmanlık alanında tercihte bulunacak bir hekim bütün bu değişkenleri hesaba katamadan tercih yapmak zorunda.Bir de buna ülkemizdeki sağlık insan gücü planlamasının yıllardan beri olan yetersizliğini eklersek durum tam bir kaos.
2008 yılında Sağlık Bakanlığı ve YÖK ortak bir çalışma ile Sağlık İnsan Gücü Durum Raporu isimli bir çalışma ortaya koydular.Çalışma Türkiye’deki hekim sayılarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koymakta idi.Raporun satır aralarına inildiğinde ülkemizdeki hekim sayıları Avrupa ülkeleri ile karşılaştırılıyordu.Raporu incelerken benim dikkatimi çeken en önemli konu Avrupa ülkelerinin hemen hepsinde birbirlerinden çok farklı doktor ve uzman doktor sayılarının olması idi.Yapılan karşılaştırmada kullanılan ölçek yüz bin kişiye düşen aktif çalışan uzman doktor sayısı idi.Bir örnek vermek gerekirse yüz bin kişiye düşen aktif çalışan Pediatrist sayısı Hollanda’da 6.8, Belçika’da 17.4, İrlanda’da 2.1, Danimarka’da 7.3, Slovenya’da 32.7, ülkemizde de 5.3 idi.Yani ülkeler arasında çok önemli farklar bulunmaktaydı.Pek çok platformda kendimize örnek aldığımız Avrupa’da bu farkların kökeni ne olabilir diye düşünmek yanlış olmaz. Aynı yıl TTB, Füsun Sayek TTB Raporları 2008 Sağlık Emek-Gücü:Sayılar ve Gerçekler isimli bir çalışma ortaya koydu.Bu çalışmada ise biraz önce bahsettiğimiz farkların nedenleri ortaya konuyordu. Çalışmanın içeriği çok geniş olmakla beraber ülkeler arasındaki aktif çalışan uzman doktor oranları arasındaki farkların temel nedeninin sağlık sistemlerindeki farklar olduğu ortaya konulmuştur.Yani kısaca bir ülkede çok farklı sayıdaki uzman doktor sayısıyla sağlık hizmetleri yürütülebilmektedir. Bu tamamen sisteme bağlıdır.Örnek vermek gerekirse birinci basamak sağlık hizmetleri çok güçlü olan bir ülkede daha az sayıda uzman doktorla,ikinci basamak sağlık hizmetleri güçlü olan bir ülkede ise daha fazla sayıda uzman doktorla aynı sağlık ölçütlerini yakalayabilirsiniz. Burada etkenlerden biride halkın doktora başvuru sayıları ve oranlarıdır.Elbette bunu da halkın sağlık eğitim düzeyi ve sunulan hizmetin ulaşılabilirliği belirler.Bütün bu bahsedilenleri başlığımıza taşırsak söylenmesi gereken sanırım sağlık politikalarımızdaki bu belirsiz durum genel olarak olmasa da özel olarak branş bazındaki uzman doktor sayılarımızın yeterli olup olmadığını çok da söyleyemeyeceğimizi ortaya koyar.Yani kabaca ülkemizde bazı uzmanlık alanlarında pratikte olan ihtiyaç, yazının başında bahsettiğimiz değişkenlerle örneğin aile hekimliği ve sevk zorunluluğu uygulaması tam anlamıyla başladığında beklide ortadan kalkacaktır.Bu durum uzmanlık alanlarındaki ücretlendirmeleri,istihdamı,çalışma şartlarını etkileyebilecektir.Bir hastanede günlük poliklinik sayısı uzman doktor için bir anda yüzlerden tek haneli rakamlara inebilecek ve bir anda bu alandaki uzman doktor ihtiyacı kapanmış olacaktır.Aynı işi farklı yerlerde yapan aynı uzmanlık dalındaki hekimler maalesef çok farklı ücretler almaktadır.Şartlar ilden ile, hastaneden hastaneye değişmektedir.Aynı farklar uzmanlık eğitiminde de var olup bu konu ayrı bir başlık altında tartışılmalıdır.
Bütün bu değişkenler, belirsizlik bu ironiyi ortaya koymakta.Yani ülkemizde uzman olmak bugün avantajlı gibi görünse de pratikte bazı noktalar kafalarda soru işareti uyandırmakta.Zorunlu hizmetimi yaptığım ilde Aile Hekimliği kursuna katılan bir dahiliye uzmanına neden bu kursa katıldığını sorduğumda bana aile hekiminin alacağı ücreti hiç kazanamadığını söylemişti. Bu durumun doğruluğu yanlışlığı apayrı kesinlikle.Ancak büyük bir ironi olduğu kesin.
Bundan 10 yıl sonra hangi uzmanlık alanının aranılan uzmanlık olacağını söylemek, kimin daha çok kazanacağını söylemek oldukça zor.Burada ironi uzman doktor olmak için verilen çabanın gerçekten buna değip değemeyeceğini görememek sanırım.Bunu ortaya çıkaran belirsizliklerin biran önce ortadan kalkması geleceğini şekillendirmek üzere emek veren ve plan yapan hekim arkadaşlara yol gösterici olacaktır.Dileğim ülkemizdeki sağlık politikalarındaki taşların biran önce yerlerine oturması.Bu ben de dahil olmak üzere türk hekimleri,Türk halkı ve sağlık konusunda ülkemiz geleceği için çok önemlidir.
Dr.Oğuzhan OĞUZ
Füsun Sayek TTB Raporları 2008 Sağlık Emek-Gücü:Sayılar ve Gerçekler
Türkiye Sağlıkgücü Durum Raporu - Mart 2008

yazar dr peyami duman , Nisan 23, 2009
sayın meslektaşım;ülkemizin içinde bulunduğu belirsizlikler zincirinin ,en kördüğüm noktalarından biri olan sağlık konusunda değindiğin ve sanırım bi çok meslektaşımızın dikkat etmediği ince noktalar için teşekkür etmek istedim..gerçekten çok özenle hazırlanmış bi makale..devamını dört gözle bekliyoruz...

